İş anıları

Dostluk

99 muydu, 2000 yılı mıydı, hatırlayamadım şimdi.

Gene bir yönetim eğitimdeyim. Bir bankanın orta düzey yöneticileri (onlara genellikle yönetmen denir). Her bölümden var.

Katılımcıların çoğu genel müdürlükten, çoğunun astı bile yok, kendi başına çalışıyor. Birisi saha adamı. Her cins insandan kocaman bir ekibi yönetiyor, yani yöneticiliğin her rengini üzerinde yaşıyor zaten.

Galiba o anda anlattığım konu, küçük grup kültürleri oluşturmaydı. Alt kültürler.. Çok ilgisini çekti, âlâsını yaşıyor. Her dediğimi gerçek bir olayla eşleştiriyor, konu onun için somut, günlük yaşamını konuşuyoruz aslında. Kafasına oturmadı mı atlıyor. Ama ne vıdık sorular; peki o niye öyle oluyor.. başka ne ihtimaller olabilir.. Mesela şöyle bir şey sormuştu: ‘Uyumsuz, ilişki sorunlu ama çok zeki birini teke tek yönetsem ne olur? Ötekilerde nasıl bir yan etkiye yol açar?’

Sınıfın kalanı bizi tenis maç izler gibi izliyor, kafalar bir o yana, bir bu yana. Neyse o eğitim öyle geçti gitti.

Üzerinden bir-iki ay gibi bir zaman geçmişti. Birgün aradı beni: ‘Takıldım ben hocam, bir yerde dediğiniz yürümüyor, başka yol lazım’. E ne yapacağız? ‘Bunu iyi anlamalıyım, isterseniz öğlen bizim buralarda yemeğe davet edeyim sizi’. Peki madem dedim. Yemek boyunca yöntem konuşmuştuk. Dersi masaya taşımışız gibi oldu; ben salatamı yerken.

Birkaç yıl geçti. Birgün aradı. ‘Ben kendi işimi kuruyorum hocam, iki sermayedar ortağım var, niş bir iş yapacağız. Sıkışırsam danışırım’.

Ortaklarla yürümedi. Kendi başına sürdürdü.

Sonra işleri ters gitti, tasfiye etmek zorunda kaldı.

Bütün bunlarda en zor zamanlarında uzun telefon görüşmeleri yaptık. Kimi zaman önemli kararlar almak için, kimisinde sadece kendini kötü hissettiği için.

Yıllar içinde ritüele dönüştü. Bir sebep olmasa bile yılda bir-iki defa akşam rakılıyoruz. Artık iş konuşmaz olduk. O gecenin kendiliğinden oluşan bir teması oluyor; bazen yazılım teknolojisi, bazen evde şarap yapımı..

Hiç sormadım, aklıma bile gelmedi, herhalde 15 yaş falan büyüğümdür. Benim adım hep ‘hocam’, vazgeçmedi siz demekten.

Dostluğumuz 20 yıla geliyor.

 

 

 

 

Yorumunuz var mı?