Gamification

Yeni tarzımla yazıyorum artık; daha kısa, kestirme, iyice seçmece kelimelerle.

Oyunlaştırma, bir şeyin içine oyun katmak değil, oyun gibi düşünmek.

Mesela Siri aslında bir tür oyunlaştırma. Hatta eli artırıyorum; iş ekibiyle zor bir trekking şahane bir gamification. Karanlıkta yemek de öyle.

İçinde gizlenmiş unsurlara bakın, oyunlaştırmayı tanırsınız. İnsanlar kendini kaptırıyor mu? Sonuçlandırma isteği duyuyorlar mı? Biraz zorlanıyorlar mı? Zihinlerine yeni bir ‘data’ yükleniyor mu? (öğreniyorlar mı?).

Eğlenme, rekabet ve ödül unsurları bence tartışılır. Şart değil; ya da çok belli olmayabilir.

İşin sırrı oyun faktörlerini hayatla birleştirmek.

Onun için gamification sadece eğitimin içine entegre edilmez, tüm sürece edilir. Çünkü bir iş yapma biçimidir.

Motivasyon bitti oyun verelim yani.

Hiç de yeni bir şey değil aslında. Aklın yolu. Rehabilitasyonun temeli hep meşguliyet olmuştur. Yıllardır, Amerikanvari kişisel gelişimciler iş yaparken hep eğlenme konusunu işlerler.

Bu onların çok daha akıllıcası. İnsanlar fark etmeden ve istedikleri için iş yapacaklar. Daha ne olsun?

Yeter ki kavramı tam anlayalım.

2 Yorum

  1. 1 senedir yoğun bir şekilde oyunlaştırma çalışıyorum. Yeni bir konu değil. İnsanlık tarihi kadar geçmişi var çünkü iletişime ve ilişkilerimize hemen oyunlar koyuyoruz (bir annenin 8 aylık bebeğine mama verirken, “aç ağzını, uçak geliyorrrrrr” demesi mesela). Ercan Altuğ’un kitabını özümseyerek okudum. ATD’de bu konudaki oturumlara katıldım. tim’deki simülasyonlarda oyun mekaniklari zaten vardı ama daha derli toplu ve bilinçli bir hale getirdik. Eğitimlerdeki katılımı, öğrenme miktarını, süratini ve de eğitimlerin akılda kalıcılığını ve işe aktarımını artırdığına göre biz eğitmenlerin “oyunlaştırma” konusunun oldukça içine girmemiz gerektiğini düşünüyorum.

    Cevapla

Yorumunuz var mı?