İki başarısız iş fikrim

Birincisi..

Ben iç denetime inanırım. Riskleri önden görmeye odaklı proaktif mantığını bilirim. İşin püf noktası, sürecin içindeki kontrol noktalarını doğru bulmakta. Hatta o kadar kendimi bu konuya yakın hissederim ki, 1995 başında TİDE’nin (Türkiye İç Denetim Enstitüsü) kuruluşunda çok içlerinde yer almıştım; yıllarca dergilerine yazdım.

Neyse.. 5-6 yıl önce bunu sırf İK departmanlarının iç işleyişine uygulamaya başladım. Ama bir sorun vardı: İK o kadar yamalı bohça bir fonksiyon ki, her şeyini aynı derecede bilmem mümkün değil; 16 tane alt alanı var!

Sonra olaylar gelişti. Bilenler bilir, bizim bir gönüllü 4ekip vardı. Onlara açtım konuyu. Nasıl geliştirebiliriz İK checklist’ini diye. Bana her konunun en iyisi lazımdı. Ve katılıma açık bir projeye dönüştü. 2015’de, her biri kendi konusunda uzman 22 İK’cı kontrol noktalarını çıkardı. Tekrarlar vardı, defalarca okundu, ayıklandı ve açık kaynak olarak herkesin yararlanmasına sunuldu.

Sıkı projeydi.

2017’de kendi başıma bir daha süzdüm, güncelledim, bir rapor formatı oluşturdum ve bazı denetim firmalarına ‘outsource’ iş ortaklığı önerdim.

Çıt yok. Ne evet, ne hayır.

İkincisi..

Danışmanlığa yeni başladığım 90’ların ikinci yarısı. Kendime iyi bir Web sitesi yaptırmıştım (bu arada not, maliyeti birkaç bin doları bulan bir ajans çalışmasıydı). Orada şöyle bir eğitim tasarlamıştım: “Yönetimle veya İK ile ilgili bir kitabı ya sitedeki mevcut listemden seçin, ya da sınırsız biçimde istediğinizi söyleyin. İngilizce veya Fransızca da olabilir. En geç 3 haftada okuyacağım ve ona benzer/zıt diğer görüşlerle kıyaslamalı, kendi yorumlarımı da eklediğim bir günlük eğitime dönüştüreceğim.

İddialıydı.

Sürekli güncel olurum ve o kitaba özgün yorumlar katarım diyordum. Neredeyse her eğitimim farklı olacaktı. Üst yöneticiler, hatta yönetim kurulları bunu eğitim olarak görmez, dinlemekten gocunmazlar, ufuklarını açar diye düşünmüştüm. Hem de bunca meşguliyetleri içinde onlara ne biçim kolaylık olacaktı.

Tam ‘he canım he’ oldu, bir tane talep gelmedi. O kadar tanıtmaya çalıştığım halde. Bir iki tanıdık işi, o kadar.

İyi be iyi.. yapmıyorum ben de. 

Hâlâ neyi görmediğimi anlamadım ya neyse.

Yorumunuz var mı?