Burn-out

Her şeyi kendi halletmeye, her şeye yetişmeye çalışanlar..

Her zamankinden daha alıngan olanlar.. öfke patlamaları..

Gereksiz ayrıntılara takılmaya başlayanlar..

Bir şey anlatırken ne diyeceğini unutanlar..

Elindekini ilgisiz yerlere bırakıp bunu hiç hatırlamayanlar..

Öncelikleri artık ayıramayanlar..

Dinleme sabrı kalmayanlar.. karşısındakinin konuşmasına dalanlar..

Yaptığı şeye odaklanamayanlar..

Her şeye duyarsızlaşanlar..

Kimisinde yalnız kalma isteği..

Sebebi belirsiz, sürekli alttan alta oyan bir huzursuzluk hali..

Daha çok sigara, daha çok içki, daha çok sakinleştirici..

***

Belki bir şey değil, sadece yorgunluk; bir geçici dönem hali.

Belki de şu meşhur tükenmişlik sendromu dedikleri şey.

Bu arada benim burn-out’a en sevdiğim karşılık: Ruhen uzaklaşma.

***

Alman kökenli, yahudi bir Amerikalı psikolog, Herbert Freudberger (1926-1999) ilk kez 1974’de tanımlamış. Babası sayılır.

Burn-out, amaç kaybı olarak tanımlanıyor. Onun için baştan bir hastalık olarak sınıflandırılmıyor (meraklısına teknik söyleyeyim, bir nevroz veya psikoz değil). Çok daha temkinli kavramlaştırılıyor, sendrom deniyor. Sendrom, özel bir bozukluğu belirleyen, teşhisi kolaylaştıran bulgu ve belirtilere verilen genel isim. Hatta bazı tanımlarda daha düz bir terim tercih edilmiş: Tükenme durumu.

Bu tanım tanıda yeterli olmadığı için, daha somut davranış göstergelerine ihtiyaç duyulmuş. 1946 San Fransisco doğumlu bir psikolog, Christina Maslach, burn-out’u 3 boyuta ayırmış (aşama demek istemiyorum çünkü bunlar birbirini takip etmek zorunda olan evreler değil): Duygusal tükenme, davranışlara yansıması ve duyarsızlaşma. Sonra her boyut için davranış göstergeleri belirlemiş. Buna Maslach tükenmişlik ölçeği deniyor. Ama eleştiriliyor, çünkü sadece hizmet sektörünü ele almış ve cinsiyet/kültür/sosyo ekonomik farklılıklarını gözetmemiş. Onun için de daha sonraları Kopenhag tükenmişlik ölçeği adı altında geliştirilmiş.

***

Kurumların, burn-out’ta günahı var.

Belirsizlik, rutin, aşırı kontrol/yetkisizlik, çalışma şartları.. yani insanı değersizleştiren, yabancılaştıran her şey.

Tükenme, insanların kendinden kaynaklı da olabilir.

Kişilik özellikleri (karamsarlık, mükemmelcilik), problem çözme becerisinin olmaması, takıntılar..

***

Bu yazıyı böyle kesmek olmazdı. Kendimce çarelerim var.

• Değişim ilaçtır. Dayanıp beklerseniz, bir sürü konu zaman içinde kendiliğinden hallolur.

• Para çok derde deva olur. Kenarda biraz birikim iyi hissettirir. Yapabilene.

• Çok ciddiye alacağınız bir hobiye sığınabilirsiniz.

• Tatil.. belki? Kişisel ve durumsal. Kocaman bir kendini aldatma da olabilir.

• Sabbatical (kariyer molası) bir çözüm olabilir.

• Sadeleşme.. vazgeçmeler.. iç değişim.. bîhakkın meditasyon.. vakti gelene!

• Çok şanslılar için de özel bir arkadaş ya da yakın bir kardeş, anne, baba böyle zamanlarda can simidi.

 

Ne diyeyim? Yolunuz açık olsun.