Bir yönetim tekniği olarak: Niccollo Machiavelli

3 Mayıs 1469’da doğmuş, 21 Haziran 1527’ölmüş. 58 yıl yaşamış.

Politika biliminin kurucusu sayılan Floransa’lı düşünür, stratejist, devlet adamı, oyun yazarı.

(resim)

Bir iktidarın alınışını ve korunmasını, ahlakî kaygıları hiç dikkate almadan kavramlaştırmış. Onun anlayışına “ilkesiz bir politik hırs” diyenlere karşın aslında anlaşılmadığını savunanlar da var. Mesela Hegel onu bir tiran olarak görenlere görme özürlü der, çünkü söylediklerini kaçınılmaz bir ‘realite’ olarak kabul eder.

Machiavelli, kiliseye hep karşı olmuş (hatta Papalık devletini İtalya için bir tehdit olarak görmüş) ama “liderler, dini gerektiğinde alet olarak kullanmalı” diyen de O.

“İnsan doğası kötü ve bencildir, en çok mala mülke değer verirler onun için liderler adil ve cömert olamaz, o da aynısını yapmalıdır” der. Yani lider halkın anladığı dilden konuşmalıdır!

Böyle bir anlayışın sadece teknolojik gelişmeyle ortadan kalkması mümkün mü? Karakterimiz aynı karakter. Madem ki yönetim biliminde en verimli ve etkili yöntemi sürekli arıyoruz, elimizdekini kullanmama nedenimiz ne? Medeni toplumların değerler sistemi mi?

Yöntemin adını telaffuz etmeyiveririz.

Tam da yapılan bu.

Ruhunu şeytana satmış nice iyi yöneticiler bilirim. Yaşam tatlarını kaybetmişlerdir ama tereddüt etmeden ‘gereğini’ yaparlar.

35 yıllık meslek geçmişime bakıyorum. Bir zamanların ‘ikonik’ İK yöneticilerinden 4 tanesi reenkarne olmuş birer Machiavelli idi. Hâlâ isimleri efsanedir. Aynı dönemin, aynı pozisyondaki diğer isimleri ise neredeyse hiç var olmamış gibi anılmazlar bile.

‘Beklenen davranışlar’ından örnekler soracak mısınız bana?

Peki..

  • Çalışanlara sistemin parçası olarak önem verirler, kişi olarak değil,
  • Hep iki gündemleri vardır: Görünen ve gizli,
  • Beklenmedik gelişmelere çok hızlı uyum sağlarlar, düşünme süreleri kısadır, inisiyatif kullanır iş bitirirler,
  • İnfazlarda tereddüt etmezler, birisinin gitmesi gerekiyorsa gider, duygu muygu dinlemezler,
  • Kimsenin sadık adamı olmazlar, yönetimler değişir onlar kalır,
  • Ama onların sadık adamları vardır, kendilerini kopyalayarak çoğaltmışlardır,
  • Yeniliklere ve operasyonel mükemmelliğe önem verirler, hayat bir mizansendir, pasif seyircilerin oyalanması lazımdır,
  • Cesur hatiptirler, bilirler ki suya sabuna dokunmayana saygı da duyulmaz ama konuşmalarında büyük sözler vermezler,
  • Üslupları tamamen durumsaldır, güzel bir sözün hemen arkasından çok acıtan bir şey gelebilir.

Ben de Hegel gibi düşünüyorum: Bu gerçeklikle yaşıyorsak inkâr etmenin anlamı yok.

Ama ben bu yazının altına imza atamam. O atsın.

(resim)

Bu Yazıya Bir Cevap Yazın