İş ortamında arkadaşlık zorunlu mu?

Bu peçeteyi garson getirdi. Eliyle uzaktan masayı gösterdi. Çalacağım tamam da, biraz bestemsi olacak.

Konu küçük grup psikolojisine girer. Grup olmanın asgari koşulu etkileşim. Demek ki aslında arkadaşlıktan değil, etkileşim (iletişim) halinde olan birden fazla insandan bahsediyoruz. Grup içindeki insanların iletişim biçimlerini Leavit modellemiş (Google’lamak isteyen olursa hashtag diye söyledim, valla ukalalık değil). Daire biçimindeki haberleşme tabii en çok tatmin yaratan model olmuş. En sorunlu model de ‘X’ biçiminde olan çıkmış; ortada herkesin bilgi verdiği bir lider var, uçlardakiler yalnız.

Her modelin iyi ve kötü yanları belirlenmiş. Dairesel iletişimde hız düşük, sorun çözme yavaş, istek yüksek. X’de, hız ve sorun çözme iyi, isteksizlik yüksek. Buradan grup süreçleri (grubun amacına yönelik tüm davranışlar) çıkarılmış. İletişimin düşük olduğu gruplar yeni durumlara uymakta zorlanmış ve çoğu kez amacını gerçekleştirememiş.

Bütün bunların bize söylediği şu: Etkileşim düştükçe lidere yük biniyor ve grubun amacını gerçekleştirememe riski artıyor. O yüzden ne yazık ki haberler iyi değil. Kırgınlıklar, küskünlükler, kişiler kadar kurumu da etkiler. Bunun adı zorla arkadaşlık değil ama iletişim kopmamalı. Bunu başarmak zorundayız. İş dışında asla görüşmeyeceğimiz bir insanla konuşmayı maalesef başarmak zorundayız.

İleri düzey İK uygulamalarının arasında sanal organizasyon şeması diye bir şey vardır. Alta resmi şemayı koyar, üzerine de aydinger kağıdına çizilmiş ilişkiler ağını koyardık. Sonra bakardık nerede resmi olandan sapılıyor diye. Sonra da tek tek duruma özel çözümler düşünürdük: Yöneticinin izlemeye almasından yer değiştirmeye, hatta görev değiştirmeye kadar.

Ömer Seyfettin’in Diyet’i gibi: Nasıl insan o kolu kesecek kadar bunalabiliyorsa, sevmediğiniz kişilerle çalışılan her bir gün bir kola bedel.

Biliyorum.

Bu Yazıya Bir Cevap Yazın