İşi kişiselleştirmek

Dolaylı 1 Mayıs yazısı gibi kabul edin. Çünkü insanın kendi işine karşı algısı üzerine.. Konu, kendi emeğimize saygı.

@virginia_woolff ile füzyon. Hatırlatayım, Virginia deneyimli bir psikologtur.

Bu arada isteyene not: Füzyonda herkes ortaya serbest fikirlerini koyar, birisi de derler, derlerken aynen alıntılamaz, fikirleri senkronize eder, birbirine yedirir. Tamam?

Çıkış noktası şu: Madem bir işi başkasının zorladığı kalıplarda yapmak bu kadar sıkıcı, o zaman işi kendimize uyarlayamaz mıyız? Nasıl yani diyenlere TDK tanımını verelim: Uyarlamak, herhangi bir bakımdan, az çok değiştirerek birbirine uyar duruma getirmektir. Buradaki hashtag’i hemen öne çıkartıyoruz: #herhangi. Uyarla da nasıl gerekiyorsa öyle uyarla yani.

Psikolog gözü, bunu şöyle kavramlaştırmış: ‘haz duygusunu işine yansıtmak için işi yeniden tanımlamak‘.

Mesela hayal edin.. bir tur otobüsü şoförü, konaklama gecelerinde yerel yemekleri kurcalıyor. Soruyor. Malzemeyi anlıyor. Yapanla sohbet ediyor. Hatta bir gidişinde malzemesini alıp evde deniyor, çoluk çocuğa da tattırıyor. Hem de açıklayarak. Sonra başka bir yerde bir daha.. bir daha.. o adam birgün ciddi birikim sahibi olmaz mı? Onun sohbetinden zevk almaz mısınız? O da yeni bir destinasyona gittiğinde heyecan duymaz mı? Al sana kişiselleştirilmiş tur şoförlüğü.

Tanıdığım bir araştırma görevlisi hocasının kitap düzeltmelerini yaparken notlar alırdı ona sormak için. Hoca da belki o zekice sorulardan yararlanırdı, sadece düzeltme değil mantık hatası kontrolu da yapılıyor diye. Milletin amfide sıkış tepiş dinlediği hocadan özel ders.. Sonra boynuz kulağı geçti. Bugün alanında tanınmış bir profesör oldu. Çünkü asistanlığın ümüğünü emdi.

Bir başkası Türkiye sınırlarının içinde yapılan avukatlığın geleceğini 28 sene önce gördü. Mesleğin sınırlarını zorladı. Dünya’daki avukatlık mesleğinin farklı yapılışlarını hep merakla araştırdı. Uluslar arası bir hukuk firması olma kavramını içselleştirdi. Şimdi alanında bir marka.

Çok uzağa gitmeyin. Ben.. 1984’de İK’ya geçince, avukat meslektaşlarım üzüldüler benim için. Yazık ediyorsun mesleğine diye. Bugün birçok kişi baştan beri  İK’cı olduğumu, hatta eğitimini gördüğümü zannediyor.

Gene füzyon ortağımın benzetmesiyle bitirelim: Keyfinizi, bir yerinden çengelliyle duygularınıza tutturursanız hayat güzelleşir. 

Yorumunuz var mı?