Sahici İK

Bıktım.

Mış gibi İK’dan bıktım.

Performans değerlendirme; bir yöntem, bir uygulama kılavuzu ve formlar değil. Bir kültür. Yeni ortak tutumlar.. kılavuz bile gerektirmeyen kurumsal alışkanlıklar demek.

Ücret yapısı; ‘kutucuklar’, unvanlar ve kıdemler değil. Kişiselleştirilmiş mini algoritmalar demek. Bir sürü politikanın ve parametrenin sonucu. Çok düşünülmüş yan haklar demek.

İşe alma; yüzeysel tanıma mülakatları değil. Bir ölçme değerlendirme. Mülakatta, iş için gerekli bilgi ve becerinin araştırılması demek. Belki bazen de, belli yetenek ve kişilik özelliklerine sahip olanların seçilmesi.

Kurum içi eğitim; eğitim kataloğundan konu seçip kendi isteğiyle ve yönetici onayıyla ihtiyaç belirlemek değil. İç denetim raporları ve müşteri istek/itiraz/şikayetlerine göre eğitim tasarlamak demek. Eğitim ihtiyacıyla, süreç zaaflarını ve yönetici hatalarını ayırt etmek demek. Kurumun güncel hedeflerine bire bir yardım etmek demek.

Organizasyonel değişiklik/norm kadro; rastgele yeni şema çizmek değil. Süreçleri tümden gözden geçirip, sonra onları şemaya dökmek demek.

İK prosedürleri; bir kişinin onları derlemesi değil. Bir sürü stratejinin ve politikanın oturup tartışılması demek.

Oryantasyon; ilk gün yapılan şablon sunum değil. Belirli süreli mentorluk/buddy’lik demek. Sonuçlarını takip etmek demek.

Yetenek yönetimi; yıldızların imtiyazlı kariyeri değil. Esas keşfedilmeyenleri bulmak demek.

Dijitalleşme; süreci yazılıma taşıyıp ekrandan aynısını yapmak değil. Tüm süreci yeniden tasarlamak demek.

İşten ayrılmalar; bir prosedür uygulaması değil. Kalanlara gönderilmiş mesajlar.. kurum kültürünün temel kodları.. değerler demek. Çıkış görüşmesinden bilgi emmek demek.

 

Bir vitrindeki İK var. İçeri giriyorsunuz, başka bir İK var. 

Yorumunuz var mı?