Sıkı dostlar

Yaşlı adam oğluyla gelininin evinde kalıyordu. Torunları yoktu, boş bir odayı ona vermişlerdi. İkisi de çalıştığı için günleri yalnız geçiyordu.

Akşam geç geliyorlardı. Yemekte konuşacak şeyleri olur diye erkenden kendine dolapta ne varsa bir şeyler hazırlayıp yiyordu. Onlar gelince biraz ilgilenip ortadan kayboluyordu. Kendi başlarına zaman bırakmak için.

Kapısını tam kapamazdı, yarım çekerdi. Sabahları evden çıkışlarını duyardı yatağından. Kahvaltı etmeden çıkarlardı. Hep bir telaş olurdu, herkes kendi servisine yetişecek diye.

Yediyi biraz geçe ev ıssızlaşırdı. Bazen zorla bir daha dalardı kış günlerinde. Gözlerini kapatır, kendini rahat bırakırdı biraz daha uyuklamak için. Hava ışısın diye. Kalkıp da ne yapacaktı o saatte?

Eski bir siteydi orası. Ortası park. Binalar çok yüksek değildi. Kışın güzel havalarda, yazın erken saatlerde anneler okula gitmeyen küçük çocuklarıyla gelirdi. Bazen iki bankı karşı karşıya getirir sohbete dalarlardı. Ortalık küçüklere kalırdı.

Yaşlı adam biraz ilerilerinde yalnız başına otururdu. Çocukları seyrederdi. Bazen evde kendine bir ekmek arası yapar, orada otururken yerdi.

Tanıyordu anneler onu. Kendi başına oturan amca. Küçücük gülümserlerdi yanında geçerken. Parkın bir parçasıydı o.

Birgün küçük bir oğlan yaklaştı yanına; ‘senin çocuğun yok mu?’. Var dedi adam, ama çok büyük o.

‘Yalnız başına sıkılmıyor musun?’

’Yalnız değilim ki, siz varsınız’.

Gidip yanına oturmuştu. Adama sorular sormuştu. Bir sürü, art arda. Hepsine bir şeyler demeye gayret etmişti. Çocuk giderken ‘gene gelecek misin’ demişti.

Ertesi sabah uyandığında aklına çocuk gelmişti. Ona gelirim dedim, gitmem lazım demişti.

O gün gene gelip yanına oturmuştu çocuk. Gene sorular.. Adam onu o kadar ciddiye alıyordu ki, bazen bir şey demeden iyice düşünüyordu. Bazen de samimi olarak bilmiyorum diyordu.

Bir defasında çocuk ‘bu sabah ağladım’ dedi. Adam tüm içtenliğiyle ‘neden anlat bakayım’ dedi. Gerçekten bütün varlığıyla dinledi onu.

Birgün yaşlı adamın içinden geldi, ‘biliyor musun bu sabah uyandım, yatakta hayal kurdum’ dedi. Çocuk dinliyordu bu defa. Hayalini anlatmaya devam etti.

O gün, o çocuk, sonuna kadar hayalini dinlemişti.

Artık adamın sabah uyanmaları bir anlam kazanmıştı. Küçük dostum gelecek, onunla konuşacağız diyordu. Biraz erken gidiyordu, gelmişse onu bulamaz diye.

Onunla konuşmayı seviyordu.

Onlar sıkı dostlardı.

 

Yorumunuz var mı?