Tahliye vakti

Herkes gibi bir hayatı vardı. Uçları hiç sevmemişti zaten. Ona küçükken ‘efendi çocuk’ derlerdi, kim niye öyle derdi hatırlamıyordu ama sıfatını sahiplenmişti. Uyumlu olmakla bir alıp veremediği yoktu; hatta galiba onu önemsiyordu. Hayatı kolaylaştırdığına, belki de bir gereklilik olduğuna inanıyordu. Neden insanlarla kötü olacaksın ki? Doğal kanun der ki, önce kendinden vereceksin ki karşılığını alabilesin.

Öğrenciliğindeki çalışkanlığında da aynı duygunun izlerini hatırlıyordu, derin bir görev duygusu. Ruhuna sahip olan bir borçluluk. Minnetle karışık.. ‘bana güveniyorlar, boşa çıkaramam’.

Sonra iş hayatının kuralları geldi. Sistemler.. diyordu, ‘sistemlerle bu çark döner ancak, sıkılmanın bile usulüne uygun çözümleri olmalı, kafanı dağıt, kendine oyuncaklar bul, anlamlar yarat, zaman ayır ama önce görevler’. Hatta şöyle bir mantık bile geliştirmişti: ‘Zevklerin, hak ettiğin tazminatındır, onları satın alırken bedelini peşin ödedin sen.’

Gene de halledemediği bir şey vardı: O tanımsız sıkışmışlık neydi? İnançsızlık gibi bir şey. Bir şeyler yetemiyordu ona sanki. Bunu hep geleneksel yöntemleriyle aştı: Görev disiplinini ve zevkin dozunu artır!

Abeslik gittikçe sıklaşmaya başlamıştı. Aradaki unutma aralıkları daralıyordu. Kalp ekosunun sürekliye dönen bipleri hâkimdi artık düşüncelerinde.

Son bir gayret.. bir anlam daha lazım.

Ve buldu.

Anlamsızlığı kabul etmek.

Zihninin kapısını açmıştı. Sorumluluklara dokunmak yok, onlar yük değil, onlar ilkeler. Onlar, isteyerek sahiplenmeler. Ama o görev duygusu yok mu, o yıkıcı. Hapishanenin parmaklıkları o işte.

Dışarıdan kimsenin anlamasına gerek yoktu, içinde bir mesafe katetmişti. Hayatının geçen uzun bir kısmıyla birlikte düşünceleri ilerlemişti.

Her şeyi buna göre yeniden ayarlayabilirdi; değerlerini, önceliklerini, zamanını geçirme biçimini, dostluklarını, harcamalarını. Yeni kanun diyordu ki, ‘daha kendine ait bir hayatın olabilir, yeter ki yaptıklarının nedenlerini değiştir.’

Vazgeçişler bir hapisten çıkmak gibiydi.

Yolculuk bitmemişti ama yolcu aynı yolcu değildi.

 

 

 

 

Yorumunuz var mı?