Bir anı öykü

(Bu yazı hiçbir kategorime girmez. Yazmayı çok istedim. Daha çok kendim için yapacağım.)

2014 başları. Bir karar verdim: Yıllardır sürünen blogumu şanlı bir şekilde ayağa kaldıracağım. O kadar farklı olmalı ki, bu görünümünden başlamalı. Bana hayalimdekini tasarlayacak ve kodlarını yazacak birisi lazım.

O kişiyi bulduğumu zannettim. Haftalarca süründürdü. Sonunda yapılanın içi ‘bug’ dolu. Ben bir şey yapıyorum, alâkâsız bir yeri sapıtıyor. Yapan kaçtı. Çaresizim, bunaldım.

Yeniden ayağa kalktım. Evet.. Eskisi acımadan çöpe atılacak, özel sipariş hayalinden vazgeçilecek ve adam gibi işleyen orijinal bir şablon bulunacak.

O zaman aklıma bir şey geldi; Benim butik bir hosting şirketim var. Neden yeni birisini bulmak için onlardan referans almıyorum?

Ve bir isim geldi: Serdar Özbayrak. Dediler ki, ‘o halleder’.

Bundan sonrasını çok dikkatli okuyun. Aradım. Açmadı. SMS yazdım. Ta ertesi gün e-mail’le döndü. Peki yaparım dedi.

Bir sürü şablon çeşidine baktım, bazılarını seçtim, isimlerini gönderdim. Gayet sakin bir cevap geldi: Hiçbiri olmaz! Tek tek her birinin zaaflarını anlatmış.

Benim önerim bu dedi (bugün kullandığım). 5 aydır hatalı adımlar atmaktan o kadar yorulmuşum ki, böyle bilinçli bir yol gösterme iyi geldi. Sonra Serdar’dan ses yok. Mail’lerime cevap vermiyor. Tam kızmaya başladım, çıkıverdi: ‘Yoktum, ilgilenemedim, pardon’.

Birkaç günde Serdar blogu toparladı. Eski yazılarımı nakletti. İş bitiverdi. İstediği gayet makul parayı banka hesabına gönderdim ve dedim ki, sana aydan aya küçük ödemelere devam edeyim, gel şu blogda biraz oynayalım. Bir sürü vıdık vıdık değişiklik istedim.

Hoop Serdar gene kayboldu. Tam başkasını nereden bulacağım derken ses geldi: Evet neler istemiştiniz? Hepsini yaptı bir günde. Para? ‘Yok istemem. Asıl işin parçası sayılır.’

Sonra başladım blogumu tepe tepe kullanmaya. Keyifle. Sorunsuz.  Aylar geçti, WordPress bir hatırlatma mesajı gönderdi: Site yöneticinize haber verin, yeni sürüm yayınlandı. Hadi dedim kendim yapmayayım, yazıların nasıl korumaya alınacağını bilmiyorum, yanlışlıkla bir şeyler kaybolmasın. Serdar halleder. Gene cevap yok. Biraz bekleyeyim döner dedim. Bu defa yok.

Onu öneren kişiye sordum nerede diye. Serdar 15 gün önce kanserden ölmüş. Bana cevap veremediği zamanlar da kemoterapi zamanlarıymış.  Benim, yüzünü hiç görmediğim mükemmel bir uzmandan kalan bir blogum var biliyor musunuz? Blogumu her kullandığımda onun ruhunu anacağım.

One Comment

Bu Yazıya Bir Cevap Yazın